FİSKOBİRLİK senin değil!

Yayınlama: 20.01.2026
97
A+
A-

FİSKOBİRLİK’in Mali Genel Kurulu, artık saklanamayan bir gerçeği gün yüzüne çıkardı:

Bu kurum kötü yönetilmiyor sadece, aynı zamanda yanlış bir zihniyetle yönetiliyor.

 

Genel kurulda konuşulanlar, söylenenlerden çok nasıl söylendiğiyle infial yarattı. Çünkü kürsüden yükselen ses, bir kooperatif başkanının değil; kurumu kişisel alanı gibi gören bir anlayışın sesiydi.

 

Evet, yanlış okumadınız.

800 milyon TL faiz ödenmiş.

Ve bu, utanılacak bir tabloyken başarı gibi sunuluyor.

 

Bu artık basit bir yönetim hatası değil; akıl tutulmasıdır.

 

Faiz, başarısızlığın en pahalı belgesidir.

Faiz, üretememenin, planlayamamanın, öngörememenin bedelidir.

 

Bir kurum:

  • Üreticiye nefes aldırmıyorsa
  • Piyasada sözünü kaybetmişse
  • Bankalara çalışır hâle gelmişse orada övünülecek tek bir kalem yoktur. 800 milyon lira; fındık üreticisinin cebinden çıkıp bankaların kasasına giren paradır. Buna başarı diyen bir yönetim ya gerçeklikle bağını koparmıştırya da kamuoyunu hafife almaktadır.

 

KÜRSÜDEKİ DİL: “BU KURUM BENİM”

 

Asıl tehlike rakamlarda değil, egoda yatıyor.

 

Genel kurul kürsüsü, adeta bir hesap verme alanı değil; kişisel güç gösterisine dönüştürüldü.

 

Söylem netti:

“Ben buradayım, ben karar veririm, ben yönetirim.”

Bu dil şımarıktır.

Bu dil tehlikelidir.

Bu dil kooperatif ruhunu öldürür.

 

FİSKOBİRLİK bir şahsın kariyer basamağı değildir. Bir yöneticinin hırsını tatmin edeceği yer hiç değildir. Bu kurum, fındık üreticisinin ortak emeğidir. Kimsenin “benim” deme hakkı yoktur.

 

Daha vahimi şudur:

Genel kuruldan sonra yükselen her eleştiri, düşmanlık gibi algılandı.

 

Eleştirenler susturulmak istendi.

Soranlar hedef alındı.

Rahatsızlık dile getirenler “istenmeyen ses” ilan edildi.

 

Bu tablo şunu gösterir:

Eleştiriye tahammül edemeyen yönetim, hesap vermekten korkan yönetimdir.

 

Güçlü olan açıklama yapar.

Zayıf olan sesi yükseltir.

 

Artık lafı dolandırmaya gerek yok.

 

Ortada cevaplanması gereken ağır sorular var:

  • Neden bu kurum yıllardır borçtan çıkamıyor?
  • Neden faiz yükü azalmak yerine büyüyor?
  • Neden üretici hâlâ yalnız?
  • Neden FİSKOBİRLİK piyasada caydırıcı değil?

Ve en can alıcı soru:

Bu kurum gerçekten ortakları için mi yönetiliyor?

 

Son söz:

 

FİSKOBİRLİK, Sayın Lütfi Bayraktar’ın şahsî makamı değildir.

FİSKOBİRLİK, binlerce fındık üreticisinin ortak emeğidir.

Hiçbir koltuk kutsal değildir.

Hiçbir başkan vazgeçilmez değildir.

Hiçbir yönetici FİSKOBİRLİK’ten büyük değildir.

 

Kurumlar kibirle değil, akılla ayakta kalır.

Faizle değil, üreticiyle güçlenir.

 

Bugün FİSKOBİRLİK’te ihtiyaç duyulan şey:

Daha çok nutuk değil,

daha çok hesap,

daha çok şeffaflık,

daha az ego.

 

Aksi hâlde bu gidişatın adı başarı değil;

çöküşü normalleştirmektir.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.