Ahde vefa

Yayınlama: 09.12.2025
173
A+
A-

Aslında bu yazı ilk yazım olacaktı ama duygularımın yoğunluğuna kelimeleri doğru yönlendirememe endişesi eklendi. Gündemin yoğunluğunu da dikkate alınca bu yazımı ertelemek zorunda kalmıştım. Kısmet bugüneymiş.

İlkokula Giresun’da bilinen adıyla “Yenimahalle”de bulunan 23 Nisan İlkokulu’nda başladım. Henüz 6 yaşına bile girmemiş iken okumayı yazmayı bildiğim için okul idaresinin izniyle küçük yaşta okula başladım.  Hatta okulun ilk haftalarında okuma yazmayı bildiğim için okul idaresi sınıf atlatmayı düşünmüş fakat yaşımın küçük olduğu dikkate alınınca birinci sınıftan devam etmem daha uygun görülmüştü. Ben ise daha birkaç hafta önce tanıştığım öğretmenimin sınıfında kalacağım için sevinçliydim…

İlkokul bitiminde yeni bir okul, yeni bir sınıf ve yeni arkadaşlarla tanışacağım için heyecanlıydım ama hangi okula gideceğimi bilmiyordum. Daha çocukluğumun başında her şey yine değişiyordu. Hayatımın geri kalan kısmında büyük rol oynayacak değişimler daha çocukluğumun erken dönemlerinde başlamıştı.

Okulumun değişimiyle birlikte arkadaş çevrem de değişmişti. Sonra taşınmadan kaynaklı oturduğum mahallem de değişti, sonra üniversite kazanmamdan ötürü yaşadığım şehir de –belli süreliğine- değişti. Hayat devam ederken ilgi duyduğum konular da değişti. Sanırım ben de değiştim. Sonra iş hayatım başladı ama orada da değişim devam etti önce özel sektör, sonra kamu sektörü derken bir de baktık ki hayat denilen zaman kavramının ana öznesi değişimmiş… Tüm bu süreçlerde değişmeyen tek şey vardı; Oda “vefa” duygusu…

İlkokula adım attığım andan itibaren bu güne kadar elimden geldiğince yaşadığım dünyaya güzel bir dokunuş yapmaya çalıştım. Etrafımı iyi etmeye, güzelliklerle bezemeye çalıştım. Belki de bundan ötürüdür ki kalıplara sığamadım, hep hareket içerisinde kaldım. Yılın 365 günü her daim farklı şeyleri deneyimlemeyi kendime görev edindim. Günler değişti, yıllar değişti, her şey değişti ama benim bu çoşkun halim hiç değişmedi.

Her sene öğretmenler gününde, sevgililer gününde ve anneler gününde sabah ilk olarak bana ilk eğitimi veren, sevgi sözcüğünün kitaplara sığamayacak kadar derin olduğunu gösteren ve anne yarısı olarak gördüğüm ilkokul öğretmenimi aradım, sesini duydum, sesimi duyurup ona hürmetimi belirttim. Bunu yaparken kimi zaman kelimeler boğazıma dikildi, kimi zaman gözyaşlarımı tutamadım.

En son bu sene 24 Kasım’da saat 08.30’da yine aradığımda telefondaki ses bana “Oğlum, bu saat kaç, neden bu kadar geç kaldın?” diye sorduğunda o kadar duygulandım ki…

Hem eğitim-öğretim alanında hem de hayatın diğer farklı alanlarında birçok öğretmenim, yol gösterenim, kılavuzum oldu ama her şey seninle başladı Yasemin KAYA öğretmenim. Sen bana öğretmeseydin kitapların dışında kalanları, sen bana göstermeseydin saygı, sevgi, ahlak kavramlarını belki yine bir yerlere gelirdim ama ben yine şimdiki ben olur muydum bilemiyorum.  O yüzden sizi her daim şükran ve minnetle anıyorum.

Son olarak başta kara tahta başında ülkenin geleceğini beyaz bir tebeşir ile yeniden çizen Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete intikal etmiş aziz öğretmenlerimizi minnetle yad ediyorum. Hayatını bu mesleğe adayan görevi başındaki tüm öğretmenlerimizin geç olsa da öğretmenler gününü kutluyorum.

Saygılarımla.

REKLAM ALANI
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Osman Emre KAYA dedi ki:

    İşinize olan bağlılığınız ve özveriniz için size en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Çalışmalarınız gerçekten övgüye değer. Yazılarınızla sosyal hayata dair yaptığınız katkılar için minnettar olduğumu belirtmek isterim.