Kaldırım Taşı Konforu, Çamur Yolu Kaderi: Aynı Bölgenin İki Hikâyesi

Yayınlama: 23.03.2026
39
A+
A-

Bugün Ordu’ya gittik…

Şehir resmen akıyor. Yollar nizami, trafik medeni, kaldırımlar düzenli. AVM’ye giriyorsun, içerisi ana baba günü ama kaos yok; sistem var, plan var. Markalar gelmiş, yatırım gelmiş, şehir kendine güveniyor. Bu iş tesadüf değil, bu iş “yapıyoruz” deyip gerçekten yapanların işi.

 

Şimdi dönelim Giresun’a…

 

Kusura bakmayın ama insanın içi sıkılıyor. Şehir merkezine giriyorsun, yol desen dert, alternatif desen yok. Bir yere gideceksin, mecbur tek hat. Tıkanınca geçmiş olsun. Bu çağda hâlâ “idare eder” mantığıyla şehir yönetilmez. Bu iş vizyon işi, plan işi, akıl işi.

 

Tablo ortada. Sahil var ama tam anlamıyla yaşayan bir alan değil. İnsan gidiyor ama keyif alarak değil, mecburiyetten gibi. Düzen eksik, dokunuş eksik, ruh eksik.

 

Yol desen zaten ayrı bir dert… Tek hat, tek akış. Bir yerde tıkandı mı? Geçmiş olsun, herkes aynı kaderi paylaşıyor. Alternatif yok, rahatlama yok. Bu devirde hâlâ “ne yapalım böyle” denilecek bir şey değil bu. Şehrin genel havasına bakıyorsun… Bir ağırlık, bir durağanlık. Sanki kimse elini taşın altına koymamış gibi. Potansiyel var mı? Fazlasıyla var. Ama kullanılıyor mu? Orası koca bir soru işareti.

 

Açık konuşalım, Giresun bildiğin köy olmuş… Haberimiz yok.

 

Yanı başındaki şehir uçmuş gitmiş, sen hâlâ yerinde sayıyorsun. Aynı deniz, aynı coğrafya… Ama biri sahiliyle, yatırımıyla, düzeniyle “ben buradayım” diyor; diğeri bakıyor.

 

Peki ne yapılmalı? Laf değil, iş lazım. 

 

  1. Sahili gerçekten yaşatın

 

  1. Trafiğe nefes aldırın

Alternatif güzergâh üretmek şart. Tek hatla bu iş yürümez. Mikro çözümler de var: akıllı kavşaklar, sinyal optimizasyonu, park düzeni. “Trafik kader” değil, mühendislik işi.

 

  1. Şehri dışarı çıkarın

Şehir yaşayan bir organizma gibi olsun.

 

  1. Yatırımı çağırın, kapıyı açık tutun

Markalar niye bir şehre gelir? Çünkü düzen görür, potansiyel görür. Altyapıyı toparlayın, süreçleri hızlandırın, yatırımcıya “gel” deyin. Bürokrasi azaltılsın, netlik artsın.

 

  1. Turizmi sadece tabelada bırakmayın

Giresun Adası gibi değerler var. Tanıtım, ulaşım, rehberlik… Paketleyin, sunun. Şehre gelen bir gün değil, iki gün kalsın.

 

  1. Küçük dokunuşları küçümsemeyin

Kaldırım, aydınlatma, yönlendirme tabelası… Bunlar detay gibi görünür ama şehrin kalitesini belirler. Detay yoksa kalite de yok.

 

  1. İşi bilenlerle çalışın

Mühendis, şehir plancısı, mimar… Bu işin ehli kimse masanın başına onu koyun. “Olur gibi” değil, “olmuş” işler çıksın ortaya.

 

Bakın; bunlar roket bilimi değil. İsteyince yapılır, yapan yapıyor.

Ordu yapmış mı? Yapmış. Demek ki mümkün.

 

Toparlayalım:

Aynı deniz, aynı coğrafya…

Biri koşuyor, biri bakıyor.

MOBİL REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. SEÇİL AYAR dedi ki:

    Çok doğru bir tespit Ayşe hanım , kaleminize sağlık . Yan yana iki şehir ama biri kasaba olmuş biri büyükşehir.