Stratejik Feragat: Tarih mi Yazılır, Bedel mi Ödenir?

Yayınlama: 27.12.2025
Düzenleme: 28.12.2025 06:54
541
A+
A-

2025 yılının sonuna geldiğimiz şu günlerde, Türkiye hem iç politikada hem de bölgesel dengeler açısından alışılmışın dışında bir eşiğin önünde duruyor. Devlet Bahçeli’nin 2024’ün son çeyreğinde başlattığı ve 2025 yılına damga vuran “Öcalan çıkışı”, yalnızca güncel iç siyaset bağlamında değil, daha geniş bir jeopolitik arka plan içinde ele alınması gerekir. Bu süreci anlamak için, her şeyin zihinsel ve stratejik olarak başladığı noktaya; 1982 yılında, İsrail Dışişleri Bakanlığı ile bağlantılı isimlerden Oded Yinon tarafından kaleme alınan ve “1980’lerde İsrail İçin Bir Strateji” başlığıyla yayımlanan belgeye odaklanmak lazım gelir. Söz konusu metin, Ortadoğu’da devletlerin etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden yeniden şekillendirilmesini öngören bir yaklaşım ortaya koyarken, bugün yaşanan tartışmaların yalnızca anlık siyasi refleksler değil, uzun vadeli bölgesel tasarımların uzantısı olarak okunabileceğine işaret ediyor. ​Bu planın temel felsefesi, İsrail’in bölgesel güvenliğini sağlamak için çevresindeki Arap ve Müslüman devletlerin etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanmasını öngörür. Yinon Planı, mikro-milliyetçilikle çevreleme ve İsrail’in bölgesel stratejileriyle doğrudan bağlantılı güya bir “beka hamlesi” dir.

​Bahçeli gibi “devletin kırmızı çizgilerini” temsil eden bir figürün bu denli radikal bir hamle yapmasını Yinon planı ile bşrlikte analşz edip şu başlıklar altında tartışabiliriz:

  1. “İç Cepheyi Tahkim Etme” Zarureti

​Bahçeli’nin temel argümanı, İsrail’in bölgeyi (Suriye ve Lübnan üzerinden) ateşe verdiği bir dönemde, Türkiye’nin yumuşak karnı olan “Kürt meselesini” bir iç tehdit olmaktan çıkarmaktır.

​Stratejik Hedef: Türkiye’yi “mikro-milliyetçilik” üzerinden parçalamak isteyen dış akıllara (Yinon Planı mantığına) karşı, en büyük “etnik fay hattını” kapatarak iç cepheyi birleştirmek.

​Mantık: Eğer içeride tam bir mutabakat sağlanırsa, İsrail veya ABD’nin bölgedeki vekil güçler üzerinden Türkiye’yi çevreleme şansı kalmaz.

  1. ​Öcalan vs. YPG/SDG (Vekil Gücü Etkisizleştirme)

​Bahçeli’nin Öcalan’a yaptığı çağrı (terörün bittiğini ilan etmesi ve örgütü lağvetmesi yönünde), aslında bir “güzelleme”den ziyade, örgüt üzerindeki liderlik hiyerarşisini kullanarak vekil gücü çökertme girişimidir.

​Yinon Planı’na Karşı Hamle: Batı ve İsrail, Suriye’nin kuzeyindeki yapıyı (YPG) Öcalan ideolojisinden beslenen ama kendi kontrollerinde olan bir “ordu”ya dönüştürdü.

​Bahçeli’nin Kumarı: Eğer Öcalan çıkıp “silah bırakın” derse, Suriye’deki yapı ya buna uyacak (ve Batı’nın aparatı olmaktan çıkacak) ya da uymayarak meşruiyetini/ideolojik zeminini kaybedecektir.

  1. ​“İsrail Türkiye’ye Yönelecek” Uyarısı

​Bahçeli ve Erdoğan’ın sıkça vurguladığı “Vadedilmiş Topraklar” ve “İsrail’in hedefi Türkiye” söylemi, bu hamlenin en büyük itici gücüdür.

​Zamanlama: İsrail-İran gerilimi tırmanırken ve Suriye’nin güneyi hareketlenirken, Türkiye güney sınırındaki “PKK/YPG bariyerini” diplomatik veya ideolojik bir operasyonla (Öcalan kartı ile) aşmaya çalışıyor.

​Tehdit Algısı: Eğer bir gün İsrail ile doğrudan veya dolaylı bir çatışma yaşanacaksa, Türkiye bu çatışmaya kendi içinde “Kürt sorunu” olan bir ülke olarak girmek istemiyor.

  1. ​Riskler ve Eleştiriler: “Kurucu Önder” Algısı

​Sizin de belirttiğiniz “güzelleme” veya “meşrulaştırma” eleştirileri, Bahçeli’nin bu hamlesinin en zayıf noktasını oluşturuyor.

​Toplumsal Hafıza: 40 yıllık çatışma süreci ve verilen binlerce şehit, Öcalan gibi bir figürün meclis çatısı altında veya siyasi bir aktör olarak konumlandırılmasını toplumun geniş kesimleri için kabul edilemez kılıyor.

​Ters Tepme Riski: Bu hamle iç barışı sağlamak yerine, milliyetçi tabanda bir kırılmaya ve toplumsal kutuplaşmanın artmasına (yani tam da mikro-milliyetçilik stratejisinin istediği şeye) hizmet edebilir mi?

Sayın Bahçeli’nin hamlesini bir “stratejik feragat” olarak okumak mümkün: En büyük tehdidi (İsrail’in bölgesel çevreleme stratejisini ve devletin parçalanma riskini) durdurabilmek için, en yüksek bedeli (Öcalan’ın muhatap alınmasını) göze alma hamlesi. Görünen o ki devlet aklı, bölgede dayatılan harita değişikliği baskısını (Yinon Planı 2.0) ancak bu denli sert, alışılmışın dışında ve oyun bozucu bir adımla durdurabileceğine inanıyor.

Asıl soru şu noktada düğümleniyor: Bu hamle, Türkiye’nin içindeki duygusal ve toplumsal kopuşu onarmaya mı hizmet eder, yoksa İsrail’in stratejik hedeflerine alan açacak yeni bir istikrarsızlık sürecinin kapısını mı aralar?

 

Aziz Türk  Milleti adına hayırlara vesilesi olması dileğiyle yeni yılınız kutlarım.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.