Giresun güzel de, yetmiyor artık

Yayınlama: 04.02.2026
41
A+
A-

Giresun güzel şehir, Allah vergisi. Yeşili desen var, denizi desen var. Ama güzellikle karın doymuyor işte. Gün geçtikçe “bu şehirde nasıl geçineceğiz?” sorusu daha çok sorulur oldu.

 

Gençler iş bulamıyor. Okuyan da okumayan da çareyi gurbette arıyor. “Fındık var ya” diyoruz ama fındık eskisi gibi kazandırmıyor. Gübre pahalı, işçilik pahalı, fındığın fiyatı belli değil. Çiftçi borçla dönüyor, emeğinin karşılığını alamıyor.

 

Şehirde sanayi yok denecek kadar az. Fabrika olmayınca iş de olmuyor. Olan birkaç işte de ya torpil konuşuluyor ya da asgari ücretle uzun mesailer. Hal böyle olunca genç ne yapsın? Mecbur bavulunu toplayıp gidiyor.

 

Bir de trafik meselesi var ki sormayın. Sahil yolu şehri ortadan ikiye böldü. Karşıdan karşıya geçmek mesele, arabayla bir yerden bir yere gitmek dert. Otopark desen yok. Herkes arabayı nereye bulduysa bırakıyor.

 

Hastaneye gitmek bile ayrı bir çile. Randevu bulmak zor, ilçeden gelen yolda perişan oluyor. Yaşlısı, hastası olanın işi daha da zor.

 

Sosyal hayat desen, “var” demek için var. Gençlerin gideceği, kadınların rahatça vakit geçireceği yerler az. Akşam olunca şehir erken uyuyor.

 

Giresun güzel şehir diyoruz, biz diyoruz ama iş çocuklara gelince durum değişiyor. Özellikle İstanbul’dan, büyük şehirlerden gelen çocuklarımız daha iner inmez soruyu soruyor:

“Cadde bu kadar mı?”

“AVM yok mu?”

“Burada ne yapılır ki?”

 

Çocuk suçlu mu? Değil. Bildiği, gördüğü hayat o. Geniş caddeler, ışıl ışıl alışveriş merkezleri, her köşe başında bir aktivite… Giresun’a geliyor, birkaç tur atıyor, sonra sıkılıyor. Çünkü seçenek az. Merkez belli, dön dolaş aynı yer.

 

Biz “denizi var, yeşili var” diyoruz ama çocuk için bu yetmiyor. Sahile iniyorsun, oturacak yer sınırlı, yapacak şey kısıtlı. Sinema desen seçenek az, sosyal alan desen yok denecek kadar az. Akşam oluyor, şehir erkenden kapanıyor. Çocuk diyor ki: “Burada zaman geçmiyor.”

 

Bu aslında acı bir tablo. Çünkü çocuk memleketine yabancılaşıyor. “Ben burada yaşayamam” diyor daha 15-16 yaşında. Bu laf insanın içini acıtıyor. Çünkü bu çocuklar bizim evladımız, bu şehir onların da memleketi.

 

Bunun sebebi ne?

Plan yok. Gençleri düşünen yok.

Sosyal alan yapılmamış, kültür-sanat yok denecek kadar az.

Bir caddeye yüklenilmiş, gerisi unutulmuş.

 

AVM meselesi de sadece alışveriş değil. Çocuk için orası sosyalleşme alanı. Güvenli, sıcak, hareketli. Giresun’da bu tür alanlar sınırlı olunca genç evden çıkmak istemiyor. Evde telefon, tablet, ekran… Sonra “bu çocuklar niye asosyal” diyoruz. Büyük şehirle yarışalım demiyoruz. İstanbul olmayalım zaten. Ama yaşanabilir olalım. Genç için, çocuk için, kadın için alan olsun. İnsan memleketine geldiğinde sıkılmasın.

 

Bu iş sadece gençlerin meselesi de değil. Bugün çocuk beğenmiyorsa, yarın geri dönmez. İşte asıl tehlike burada. Giresun evladını tutamıyor. Ne işte, ne sosyal hayatta. Ama hâlâ geç değil. Bu şehir akıllı planlamayla ayağa kalkar. Sahiliyle, yaylasıyla, kültürüyle çocukların da seveceği bir yer olur. Yeter ki “idare eder” mantığı bırakılsın.

Gençlere “burada kal” diyecek neden verilmeli.

Girişimcilik merkezleri, ortak çalışma alanları, teknoloji atölyeleri kurulmalı. Bir gencin hayalini kurabileceği bir gelecek bu şehirde de mümkün olmalı.

 

Unutmayalım:

Sorunları konuşmak şehri kötülemek değildir. Tam tersine, sahip çıkmaktır.

 

Giresun güzel ama eksik. Giresun’un eksiği potansiyel değil cesur kararlar.

Doğru planlama, kararlı yönetim ve ortak akılla bu şehir sadece güzel değil, güçlü de olur.

 

Çünkü mesele şu:

Giresun evlatlarını uğurlayan değil, geri çağıran şehir olmalı.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.