Çadır kurulurken neredeydiniz?
Aksu Mahallesi’nin girişine haftalar öncesinden geldiler.
Kundaktaki bebekle, tavuğuyla, ördeğiyle… Çoluk çocuk.
Amaçları belli: Ağustos’ta Giresun’un altınını, fındığı toplamak.
Erken geldiler diye mi suçlular?
Belediye “prosedür” dedi, geri gidin dedi.
Polis geldi, “gerçekten fındık göçeri misiniz?” diye kimlik sordu.
Peki soruyorum: Bu çadırlar kurulurken belediye neredeydi?
Portatif tuvaleti, banyosu olmadan bu insanlar oraya nasıl bırakıldı?
Hasat sezonunda yüzbinlerce işçiye ihtiyacımız var diye bağırırken, kapıya geldiklerinde “yetki belgen var mı” diye sormak hangi vicdana sığar?
Göçerler hırsızlığa gelseydi tavukla ördekle mi gelirdi?
Çoluk çocuğunu perişan edip kundakla mı gelirdi?
Bu soruları sormak bile içimi acıtıyor. Çünkü ortada emek var. Ter var. Ekmek kavgası var.
Ben gazeteci olarak oradaydım. Kamuya açık alanda, baskıya rağmen gerçeği yazdım.
Az kalsın haberi yapan suçlu olacaktı.
Oysa suçlu, sezon gelmeden hiçbir hazırlık yapmayan sistem değil mi?
Fındık bizim geçim kaynağımız. Ama fındığı toplayacak eli de bu toprağın insanı.
Onları “prosedüre takıldı” diye geri gönderirsek, Ağustos’ta dallarda kim olacak?
Devletten istediğimiz tek şey: Ya baştan düzen kurun, ya da gelen ekmeğe taş koymayın.
Çünkü bu manzara Giresun’a yakışmıyor.
İnsanlık, prosedürden önce gelir.