Bu altınlar gökten mi yağdı?

Yayınlama: 19.08.2026
Düzenleme: 19.08.2026 03:01
1
A+
A-

Emekliye “sabret” dediler.

İşçiye “sabret” dediler.

Çiftçiye “sabret” dediler.

Esnafa “sabret” dediler.

 

Millet pazarda fileyi dolduramıyor, onlar kasaları dolduruyor iddiasıyla karşı karşıyayız.

 

Sonra operasyon yapılıyor…

 

Kilolarca külçe altın çıkıyor.

 

Şimdi kusura bakmayın ama burada susulmaz. Burada “Aman cemaat, aman vakıf, aman dini yapı” denilmez.

 

Burada hesap sorulur.

 

200 kilo altın nedir biliyor musunuz Vatandaşın ömrü boyunca göremeyeceği bir servet. Emeklinin yıllarca maaşından artırıp alamayacağı bir servet. Asgari ücretlinin hayal bile edemeyeceği bir servet.

 

Şimdi soruyorum:

 

Bu altınlar nereden geldi?

 

Kim verdi?

Kim topladı?

Kim sakladı?

Hangi parayla alındı?

Bu paraların kaynağı ne?

Bağışsa, kim bağışladı?

Ticaretse, ticaretin belgesi nerede?

Gelirse, gelirin kaydı nerede?

Vergisi ödendi mi?

Hangi şirketlerin, hangi vakıfların, hangi yapıların parası birbirine karıştı?

 

Hesap nerede?

 

Milletin cebindeki 100 liranın bile peşine düşen sistem, milyarlarca liralık servetin karşısında niye susacak?

 

Vatandaşın olağan dışı mali işlemleri dahi denetime konu olabilirken…

 

İyi.

Sorulsun.

Elbette ki sorulacak.

Ama ortada milyarlarca liralık servet iddiası varsa…

 

Onun da kaynağı sorulacak!

 

Hem de sonuna kadar.

Devletimize sonuna kadar güveniyoruz.

 

Hiçbir kişi veya yapı, dini kimliği nedeniyle mali denetimin dışında değerlendirilemez.

Çünkü din, kimsenin özel mülkü değildir.

İnanç, kimsenin ticari markası değildir.

Cemaat olmak, mali denetimden muaf olmak anlamına gelmez.

 

İnanç başka, mali hesap verebilirlik başka.

 

Şimdi vatandaşın aklına ister istemez şu soru geliyor:

 

Bu kadar para nasıl toplandı?

Yıllardır insanlardan bağış mı istendi?

Yurtlardan, kurslardan, vakıflardan, şirketlerden para mı aktı?

Gayrimenkuller nasıl edinildi?

Kimlerin üzerine yapıldı?

Paralar hangi hesaplarda dolaştı?

Kimler bu serveti yönetti?

Kimler imza attı?

Kimler kazandı?

Kimler zengin oldu?

İşte devletin görevi burada başlıyor.

 

eklentimiz soruşturmanın kapsamlı ve tüm yönleriyle yürütülmesidir.

Bir iki gözaltı…

Bir iki manşet…

Sonra herkes evine!

Yok öyle yağma.

 

Eğer bu servetin kaynağı hukuka uygunsa, bunu gösteren kayıt ve belgeler ortaya konulmalıdır.

 

“İşte paranın kaynağı budur” dersiniz.

Millet de görür.

Ama açıklayamıyorsanız…

O zaman daha çok soru sorulur.

 

Çünkü bu ülkede vatandaşın sırtına vergi bindirirken, vatandaşa kemer sıktırırken, “ekonomik gerçekler” diye hayatını daraltırken…

 

Birilerinin serveti dağ gibi büyüyorsa…

Millet bunun hesabını sorar.

Ve bu hesabın sorulması için ne siyasi parti gerekir, ne ideoloji, ne mezhep, ne cemaat.

Sadece vatandaş olmak yeter.

Şimdi herkes susacak diye beklemeyin.

Bu altınların kaynağının kamuoyuna açıklanması gerekir.

Paranın kaynağını açıklayın.

Kimden geldiğini açıklayın.

Nereye gittiğini açıklayın.

Kimlerin üzerine olduğunu açıklayın.

Vergisini açıklayın.

Belgelerini ortaya koyun.

Çünkü vatandaşın artık tek bir sorusu var:

 

“Benim cebimde neden para yokken, sizin kasanız neden altın dolu?”

 

Bu sorunun cevabını millet istiyor.

Dedim ya, Devletimize sonuna kadar güveniyoruz.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.