Orman
Ağaçların yanı sıra çalılar, otsu bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar ve hayvanların bir arada yaşadığı; toprak, su ve hava gibi cansız çevre faktörleri ile etkileşim içinde olan kendi biyolojik dengesine sahip büyük bir kara ekosistemidir. Bu ekosistemin en önemli görevlerinden bir taneside hem oksijen kaynağı olmasıdır ehemde insanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için gereken bir takım ihtiyaçlarını; odun, kereste , kâğıt vs karşılamasıdır. Şöylede bir anekdot eklemem gerekirse eğer oda şudur ki; oksijen üretimi doğada sadece ormanlar tarafından karşılanmamaktadır. Ancak atmosferdeki oksijenin yüzde yetmişini karadaki bitkiler değil, okyanus ve denizlerde yaşayan mikroskobik canlılar olan fitoplanktoblar(mikroskobik algler ve siyanobakteriler) üretir. Karasal bitkiler arasında ise geniş yapraklı, hızlı büyüyen ve büyük orman alanları kaplayan ağaçlar başı çeker. Burada geçen mikroskobik algler ve siyanobakteriler belki dikkatinizden kaçmamış olabilir. Ancak bu iki gruptan bahsedebilmem için başta yeryüzünde ki canlıları Yaradanımızın bahşetmiş olduğu şekilde sınıflandırmak şarttır. Yeryüzündeki canlılar;
1-) bakteriler
2-) arkeler
3-)protistalar
4-)mantarlar
5-) bitkiler
6-) hayvanlar
şeklinde altı sınıfa ayrılır. Az önce sözü geçen okyanus ve denizlerde yaşayan mikroskobik canlılar olan fitoplanktonları sınıflandırmak ise bilim insanları olan biyologların bir vazifesidir. Ancak ben bilgim dahilinde sınıflandıracak olursam eğer algler iki canlının menfaat sağlayarak oluşturduğu bir canlı türüdür. Alg: yosun+ mantar şeklinde tanımlanmaktadır. Alg fotosentez olayını birebir gerçekleştirir. Hem oksijen ehemde karbonhidrat üretir. Algler klorofil pigmenti bulundurduğu için güneş ışığınında desteğiyle karbondioksit ve suyu kullanarak besin ve oksijen üretir. Hatta yeryüzünde ki oksijenin çok büyük bir kısmı da bu mikroskobik ve makroskobik olan canlılar tarafından cereyan ettirilen fotosentez sayesinde üretilir. Şimdi ana konuya gelecek olursak eğer başlıktada belirtilen ormanlarda azda olsa oksijen üretimi yaparlar yapraklarındaki kloroplast organelinde bulunan vede yeşil rengi veren klorofil pigmenti sayesinde. Dışarıdan karbondioksit ve güneş ışınlarını absorbe ederek yapısındaki klorofil ve topraktan aldığı suyla fotosentezi gerçekleştirerek sadece oksijen üretmeyle kalmaz karbonhidrat üretiminide gerçekleştirir bu fotosentez sayesinde orman bünyesinde ki yeşil yapraklı ağaçlar. Ayrıca bu topluluğun simgesi olan orman kelimesi işitilince akla gelen en güzel hallerden bir tanesi de değerli sanatçılarımızın ortaya çıkardıkları ormanların gümbürtüsü diye geçen halk müziği dir. Ayrıca ormanların kralı olan canlı ise bir arslandır. Doğal denge için şart olan bir avlanma eylemi ise bu arslanların doyum sağlamaları için şart olan bir haldir. Aç tavuk oynar mı hiç? Şuan için dünyadaki doğal ekosistem de bir fert olarak görev yapan ormanlar ise zaman ilerledikçe bir kıyımla karşı karşıya kalmaktadır. Hem kıyım söz konusudur ehemde orman yangınları aldı başını gidiyor. Bu kıyıma aşırı yağışlar sonucu ortaya çıkan erozyon da dahil edilmektedir. Toprağın aşınarak bulunduğu yerden toprağın taşınması demektir erozyon terimi. Tabiatta ortaya çıkan erozyon üçe ayrılır; 1-) su 2-) rüzgar 3-) özel erozyon. Ancak bu erozyon olayını ortadan kaldıran öğeler içerisinde en etkili olanı ise küçük yeşil otlardan meydana gelen çayırlardır. Zannedildiği gibi çayırlar kadar bir etkisi bulunmamaktadır ormanların erozyonu yani toprak aşınımını engelleme konusunda. Ancak çok azda olsa bir etkisi var dır ormanların bu fotosentez konusunda.