Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Giresun siyasetinde uzun zamandır böylesine net, böylesine doğrudan konuşan bir milletvekili profiliyle karşılaşmıyorduk. Milliyetçi Hareket Partisi Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği basın toplantısı, alışılmış siyasi açıklamaların çok ötesine geçti. Çünkü Konal, yıllardır herkesin bildiği ancak çoğu zaman yüksek sesle dile getirilmeyen sorunları kamuoyunun gündemine taşıdı.
Aslında mesele sadece siyasi polemiklerden ibaret değil. Asıl mesele, Giresun’un neden yıllardır aynı sorunların etrafında dönüp durduğunu sorgulayabilmektir.
Bugün köylerimize baktığımızda manzara ne kadar değişti? Su sorunu tamamen çözüldü mü? Yollar istenilen standarda ulaştı mı? Elektrik altyapısındaki aksaklıklar sona erdi mi? Ne yazık ki bu soruların çoğuna gönül rahatlığıyla “evet” diyebilmek mümkün görünmüyor.
Yaylalara çıkan vatandaşın da, köyünde üretim yapmaya çalışan çiftçinin de, kışın zorlu şartlarla mücadele eden yaşlıların da yıllardır dile getirdiği talepler büyük ölçüde aynı. Buna rağmen her seçim döneminde yeni projeler, yeni vaatler ve yeni hedefler açıklanıyor. Seçim meydanlarında yükselen umutlar, çoğu zaman günlük hayatın gerçekleriyle karşılaştığında eski alışkanlıkların gölgesinde kalıyor.
Konal’ın en dikkat çekici tespitlerinden biri, hizmet üretmek isteyenlerin önüne görünmez engeller çıkarıldığı yönündeki ifadeleriydi. Bu şehirde zaman zaman kişiler, kurumların önüne geçebiliyor. Siyasi hesaplar, makam mücadeleleri ya da kişisel çekişmeler, ortak aklın ve ortak menfaatin önüne konulabiliyor.
Oysa vatandaşın beklentisi oldukça basit.
Bir hizmet yapılacaksa kimin yaptığı değil, şehre ne kazandırdığı önemlidir.
Giresun’un kaybedecek zamanı yokken, enerjisini iç çekişmelere harcaması en büyük talihsizliklerden biridir. Çünkü gelişmiş şehirler kişisel rekabetlerle değil, ortak hedeflerle büyür.
Bugün ilçeleri, beldeleri ve köyleri dolaşan herkes benzer hikâyeler dinliyor. İnsanlar devletine olan bağlılığını koruyor, üretmekten vazgeçmiyor, memleketini terk etmemek için direniyor. Ancak tüm bu çabanın yanında hâlâ temel altyapı sorunlarının konuşuluyor olması düşündürücü değil mi?
Belki de artık sormamız gereken soru şudur:
Sorunlar gerçekten çözülemiyor mu, yoksa çözülmesi gereken öncelikler sürekli değiştiriliyor mu?
Ertuğrul Gazi Konal’ın yaptığı çıkışın temelinde de bu sorgulama yatıyor. Sorunları halının altına süpürmek yerine, onları kamuoyunun önüne koyarak tartışılmasını sağlamak.
Basın toplantısında öne çıkan bir diğer başlık ise kamu kaynaklarının kullanımıydı. Konal’ın dile getirdiği “temiz eller operasyonu” çağrısı sıradan bir siyasi slogan olarak değerlendirilmemeli. Çünkü bu çağrı; belediyelerden özel idarelere, kamu kurumlarından ihale süreçlerine kadar her alanda daha fazla şeffaflık ve hesap verilebilirlik talebini içeriyor.
Daha da önemlisi, bu çağrıyı yaparken “Gerekirse benden de hesap sorulsun” diyebilmesi dikkat çekiciydi. Türk siyasetinde şeffaflık çağrısı yapan çok isim görülmüştür. Ancak aynı cümlenin içine kendisini de dahil eden siyasetçi sayısı oldukça sınırlıdır.
Şeffaflıktan korkmayanların kurduğu cümleler genellikle böyledir.
Toplantının bir diğer önemli başlığı ise FİSKOBİRLİK oldu. Giresun’da yaşayan herkes bilir ki FİSKOBİRLİK yalnızca bir kurum değildir. Bu şehrin ekonomik hafızasıdır. Karadeniz insanının alın teriyle büyüttüğü, fındık üreticisinin yıllarca sahip çıktığı bir değerdir.
Bu nedenle kurumun geleceğiyle ilgili her karar doğal olarak yakından takip edilir.
Konal’ın AVM yatırımına doğrudan karşı çıkmak yerine, yatırımın yapılacağı yer konusunda itirazlarını dile getirmesi de bu açıdan önem taşıyor. Çünkü burada yatırım karşıtlığından çok, stratejik değerlerin korunmasına yönelik bir hassasiyet söz konusu.
Bugün fındık üreticisinin yaşadığı sıkıntılar ortadayken, fiyat tartışmaları devam ederken ve sektörün geleceği konusunda belirsizlikler sürerken, FİSKOBİRLİK’in elindeki varlıkların nasıl değerlendirileceği konusu doğal olarak daha fazla dikkat gerektiriyor.
Giresun’un ihtiyacı kavga değil, ortak akıldır.
Ancak ortak akıl, sorunları konuşmadan ortaya çıkmaz. Bazen rahatsız eden gerçeklerin de yüksek sesle söylenmesi gerekir. Çünkü susturulan sorunlar ortadan kalkmaz; yalnızca büyür.
Ertuğrul Gazi Konal’ın açıklamalarına katılan da olacaktır, eleştiren de. Bu siyasetin doğasında vardır. Ancak şu gerçeği inkâr etmek mümkün değildir: Yapılan açıklamalar, uzun süredir konuşulmayan pek çok meseleyi yeniden gündeme taşımıştır.
Ve belki de bugün ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur.
Çünkü şehirler susarak büyümez.
Sorunlar görmezden gelinerek çözülmez.
Giresun’un geleceği için konuşanlara değil, konuşulan sorunlara odaklanmak gerekir. Zira mesele kişilerden çok daha büyüktür.
Mesele, hepimizin ortak memleketi olan Giresun’dur.