.
Politik yazılarına ara verdiğimden bu yana beni her gören yolda sokakta politikadan dem vurmuyorlar mı çıldıracak gibi oluyorum.Yanlarından hemen uzaklaşıyor ve kendimle avunmaya çalışıyorum.Düşünüyorum ve o mahalle aralarını işgal ederek futbol maçları oynadığımız o günleri nasıl hatırlamam ve o günlere doğru uzanarak siz sevgili okurlarıma anlatmadan geçebilirim. İlk olarak analarımızın kumaş parçalarından yaptığı, daha sonraları lastik ve sünger toplar ile oynadığımız o yıllar var ya bugün şu satırları karaladığımda gözlerimin önünden film şeridi gibi geçiyor.Mahalle araları demişken bir anıyı yazmak istiyorum. İlk adıyla Lale daha sonra Uğur sinemasından Sokakbaşı’na inen Sinema caddesi ve Kuyulu geçidi hatırlayan var mı?Kurulan mahallenin futbol takımı Seba Aksoy, İbrahim ve Asım İnan, Asım ve Şevket Akçan kardeşler, Uygur, Nazif ve diğerleri…Kuyulu geçitte çift kaleler kurulur maçlar yapılır ve izleyen seyirciler renkli dakikalara sahne olurdu.Bir alt sokakta ara sokakta oynanan misket oyunları ve ellerin üstünde oluşan kirler sonrası evlerde yenilen süpürge tokaçlarını benim yaşıtlarım çok iyi bilirler.O mahalle aralarında kurulan minik futbol takımında okul bahçelerine uzanan yıllarda ki futbol yaşamlarına isterseniz kısaca anlatmaya özen göstereyim. Giresunspor öncesi ve sonrası 1960 lı yıllardan örnekler sunmak istiyorum.O Yeşilgiresun ilkokulu, Ticaret Lisesi ve merkez Orta okulu alt bahçesi öyle mahalle maçlarına sahne olurdu ki iddia ediyorum o seyirci topluluğuna amatör maçlarda rastlanmazdı.Sokakbaşıspor ve o yılların çok iddialı takımlarından Sökenspor arasında Yeşilgiresun ilkokulu bahçesindeki muhteşem mahalle maçı öncesi her iki takımın seyircileri saha kenarlarındaki yerlerini almışlardı.Sökenspor’da kaleci Şeref Çakmak, Alaaddin Gökçe ve Osman Şen ile futbolcu-lardan oluşan Sökenspor takımı Giresun’da parmakla gösteriliyordu.Diğer takımlarını destekleyen taraftarlar ise tek kelime muhteşemdi. Çirkinleşmeden uzak centilmenliği ön safta tutuyorlardı.İşte o mahalle maçlarının yapıldığı diğer okul bahçeleri yine aynı özelliklere sahne olurdu. Şimdi o zamanki futbol maçları ile büyüyen mahalle arkadaşları ile bugününkü gençleri arasında dünyalar kadar farklılıklar bulunmaktadır.Şimdilerde ve özellikle son yıllarda akıllı telefonlara bağımlılık kazanarak yetişen bir nesil var. Onlar okul bahçelerinin beton binalarla işgal edilmesinden sonra mahallere arası futbol maçlarından mahrum kaldılar. Gençler akıllı telefonlardan zaman bulduklarında kapalı spor salonlarında spor yapmaya fırsat buluyorlar.Ve şimdi sormak istiyorum her iki gençlik arasında mukayese yapılabilr mi?Birincisi oyun zengini olarak hayata alışkanlık kazanırken şimdikiler ise akıllı telefona bağımlı kalarak yaşama tutunmaya çalışmıyor mu?Nereden nereye değil mi sevgili okurlarım.Bizler yaşadığımız o güzel günlerin anısı ile yaşamaya devam edeceğiz ya şimdiki gençlik o zevklerden mahrum olarak yaşamlarına devam edecekler.‘AKILLI TELEFONLU YILLAR MI, YOKSA BİZİM ZAMANE YILLARI MI’