Soğuk savaş romanlarında nükleer kodlar kadar gizemli bir şey varsa, o da Pentagon çevresindeki pizzacılardan gelen sipariş fişleri olabilir. “Pizza teorisi” denen bu tuhaf gözlem, 1990–1991 Körfez Savaşı döneminde ortaya atıldı: Washington’daki istihbarat meraklıları, Pentagon ve Beyaz Saray çevresindeki pizzacıların gece siparişlerinin aniden arttığını fark etti. Ertesi gün ya bir kriz patladı ya da Amerika bir askeri operasyon başlattı.
Bilimsel kanıt düzeyi zayıf, evet. Ama düşünce deneyi olarak ilginç. Çünkü veri dediğimiz şey bazen çok sıradan yerlerden sızar: pizza kutularından, tanker sigortalarından, navlun fiyatlarından, hatta Twitter’daki botların suskunluğundan.
Pizza teorisinin özü şu:
Savaş öncesi karar toplantıları uzun sürer. Pentagon ve Beyaz Saray’daki ekipler gece boyunca çalışır. Dışarı çıkamazlar, yemek sipariş ederler. Pizza satışları artar.
Bu gözlem, özellikle 1991’deki sırasında Washington çevresinde çalışan gazeteciler ve istihbarat analistleri arasında popüler oldu. Daha sonra 1998 Irak operasyonları ve 2003 Irak işgali öncesinde de benzer anekdotlar anlatıldı.
Bu bir teori değil; veri temelli güçlü bir model de değil. Ama sosyal bilimlerde buna “zayıf sinyal” denir. Büyük olaylardan önce küçük anomaliler.
Finans dünyasında da benzer şeyler var. Tanker sigorta fiyatları artar, altın fiyatı yükselir, VIX endeksi (Volatilite Endeksi) sıçrar. İnsanlar korkuyu fiyatlamaya başlar.
Ekonomistler Baker, Bloom ve Davis’in geliştirdiği “Economic Policy Uncertainty Index” (Ekonomik Politika Belirsizliği Endeksi) tam olarak bunu ölçmeye çalışır. Gazete haberleri, vergi politikaları, bütçe tartışmaları gibi faktörlerden bir belirsizlik göstergesi çıkarırlar.
1990 Körfez krizi, 2003 Irak savaşı ve 2020 pandemi döneminde bu endeks ciddi yükseldi. Çünkü savaş sadece cephede değil; ticarette, enerjide, borsada ve psikolojide yaşanır.
Savaş = belirsizlik.
Belirsizlik = risk primi.
Risk primi = ekonomik daralma.
Jeopolitik bir domino oyunu.
Bugün “ABD–İran çatışması yaklaşıyor mu?” sorusu sorulurken bazı sosyal medya hesapları yine pizza teorisini dolaşıma sokuyor. Pentagon civarında pizza satışları arttı mı, artmadı mı tartışmaları…
Bilimsel olarak bunun bir öngörü aracı olduğunu söylemek mümkün değil. Ama şu doğru: İran’la olası bir çatışma ihtimali bile küresel belirsizlik endeksini yükseltir.
Petrol fiyatı artar.
Navlun maliyetleri yükselir.
Sigorta şirketleri risk primi koyar.
Borsalar dalgalanır.
Hürmüz Boğazı dünyanın enerji atardamarıdır. Orada bir kriz, Londra’daki emeklilik fonunu bile etkiler.
Pizza teorisi aslında insan zihninin bir refleksini gösteriyor. Büyük olaylardan önce küçük işaretler ararız. Kuşların uçuşu, yıldızların hizası, pizzacıların cirosu…
Modern versiyonları da var:
Google arama trendleri.
Uydu görüntülerinde liman hareketleri.
AIS verilerinde tanker rotaları.
Bugün savaşın kokusu bazen algoritmalarda çıkar.
Ama dikkat: Korelasyon nedensellik değildir. Pizza siparişleri arttı diye savaş çıkmaz. Savaş planı varsa pizza artar. Nedensellik ters yönde.
Jeopolitik çatışmalar artık sadece füzelerle değil, bilgiyle de yürütülüyor. Dosyalar, sızıntılar, finansal yaptırımlar, sosyal medya manipülasyonları…
Savaşın görünmeyen cephesi.
ABD–İran gerilimi de böyle. Bir gün bir tanker vurulur, ertesi gün bir siber saldırı olur, sonra bir diplomatik kriz… Savaş başlamadan dünya ekonomisi titremeye başlar.
Pizza kutuları kapanır, petrol tankerleri konuşur.
Pizza teorisi gerçek bir tahmin modeli değil. Ama bize şunu hatırlatıyor:
Büyük tarihsel olaylar gündelik hayatın küçük ayrıntılarına yansır.
Bir pizzacıda başlayan veri izi, küresel jeopolitiğe kadar uzanabilir.
Bilimsel düşünce bize şunu öğretir: Anekdotları veriyle sınamak, sezgiyi istatistikle test etmek gerekir. Ama bazen tuhaf hikâyeler, karmaşık dünyanın küçük bir haritasını sunar.
Bugün ABD–İran gerilimini anlamak için pizzacılara değil; enerji piyasalarına, diplomasi kanallarına, uydu verilerine ve belirsizlik endekslerine bakmak gerekir.
Yine de Pentagon civarında gece yarısı pizzalar artıyorsa, tarihin tuhaf mizahı orada bir şeylerin konuşulduğunu fısıldıyor olabilir mi?