25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. Ancak bugünün yarattığı farkındalık sadece takvim yapraklarının bir günüyle sınırlı kalmamalı. Çünkü kadına yönelik şiddet sadece fiziksel saldırılarla sınırlı değil; bedenimizin sınırlarını zorlayan sözler, kamusal alanda uğranan psikolojik baskılar ve görünmez engeller de hepimizin hayatında şiddetin başka yüzleri.
Yıllardır, Giresun ve birçok ilde gerçekleştirilen yürüyüşler, yapılan konuşmalar ve açıklamalarla bu soruna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Ancak, bu farkındalık ne kadar etkili olabiliyor? Maalesef, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutu hâlâ kaygı verici seviyede. Gün geçtikçe artış gösteriyor ve bu, bizi yalnızca endişelendirmekle kalmıyor, aynı zamanda harekete geçme ihtiyacını da gözler önüne seriyor.
Maalesef, çoğu zaman şiddetin temel kaynağı olarak kadınlar suçlanıyor: “Akşam dışarı çıkma”, “Başına bu gelmişse suç sende”, “Ağzını açıp gülme” gibi ifadeler, toplumumuzda kadına yöneltilen olumsuz bakışların ve alışkanlıkların göstergeleri. Bu tutumların değişmesi için eğitim ve farkındalık çalışmalarının artması gerekiyor. Çünkü, şiddeti normalleştiren bu bakış açısını değiştirmek, en büyük mücadelemiz olmalı.
Yerelde ise, Giresun’da kadınlar için sığınma evleri, danışma merkezleri ve hukuki yardım kuruluşları var. Belediyelerin kadın birimleri ve sosyal hizmet kurumları şiddete uğrayan kadınlara destekte bulunuyor. Ama asıl ihtiyaç, toplumun genelinde şiddet algısını değiştirmek ve şiddet karşısında duruşunu yeniden şekillendirmek. Çünkü, kadının haklarına saygı gösterilmeyen, özgürlüğü kısıtlanan bir toplumda, şiddetin köklerine inmek mümkün değil.
Ben de bir kadın, bir insan olarak diyorum ki; hakkımızın yok sayılmasını, susmayı ve kabullenmeyi reddediyorum. Çünkü bu sorunun çözüm yolu, sadece bir gün değil, her gün – her an farkında olmak ve dur demekle başlar. Şiddetin görünmez yüzleriyle yüzleşmek ve toplum olarak birlikte hareket etmek gerekiyor. Unutmayalım, bir gün değil, her gün, ya sevgiyle, saygıyla, eşitlikle yaşayabiliriz.
Evet biz kadın olarak ezilen, yok sayılan, kadına ikinci sınıf muamalesi yapılan toplumlarda büyüyoruz! Anne ve babalar kızlarına sahip çıksa, bugün ve yarın şiddet ve aşağılanma yaşamaz kadınlarımız.