Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Aşağıdaki metni, anlamını ve üslubunu koruyarak Türk Dil Kurumu yazım kuralları, noktalama ve anlatım açısından düzelttim.
Kökeni İlk Çağ’da Romalılara, Fenikelilere, Asurlulara ve Yunanlılara kadar dayansa da modern anlamda, Coğrafi Keşifler kisvesi altında 15. yüzyılın sonlarında başlayan, 16. yüzyılda sistemli hâle gelen; yeni ticaret yolları bulma amacıyla Afrika ve Amerika’da ilk örnekleri görülen ve günümüz küresel ekonomi ile siyasetinin temelini oluşturan zorbalığa kolonyalizm, yani sömürgecilik denir. Bu zorbalığın sözlük anlamı, bir devletin başka ulusları veya toprakları ekonomik, siyasi ve askerî güç kullanarak ele geçirmesi ve kendi çıkarları doğrultusunda yönetmesidir. Temel özelliklerinden biri ise yerli halka kendi dilini, dinini ve yaşam tarzını kabul ettirmesidir. Bu durum da toplumsal yozlaşmanın temelini oluşturur. Toplumsal yozlaşmaya ayrıca bakmak gerekir; ancak kimlik kaybı, kültürel boşluk ve böl-yönet politikaları gibi birkaç nedenini sıralayabiliriz. Tanıdık geldi mi?
Sömürgeciliğin yerel halklar üzerinde çok ağır sonuçları olmuştur. Alınıp satılan bir mal hâline getirilen yerel halklar, tarihin en aşağılık muamelesine maruz kalmıştır. Amerika’da Kızılderililer, Avustralya’da Aborjinler, Afrika’da kabileler; kısacası dünyanın dört bir yanında, kendisinin olmayan bir şeye göz dikmeyen, huzur içinde yaşamak isteyen topluluklar önce birey birey alınıp satılmış, sonra yerlerinden edilmiş; yetmemiş, kendilerine ait topraklarda güçlülerin nam ve hesabına çalıştırılmıştır. Kendi memleketinde köle olmak yeni bir şey değildir.
MS 50 yılında Roma İmparatorluğu bir şehir kurmuş. Sıfırdan inşa edilen bu şehirde sokaklar birbirini dik kesecek şekilde düz çizgiler hâlinde tasarlanmış, toprak ise işgalcilere eşit şekilde parsellenmiştir. Şehrin adına da “Köln” demişler. Bu şehir, Orta Çağ’da Doğu ve Batı Avrupa arasında önemli bir merkez hâline gelmiş. Yeni Çağ’da ise Katolik inancının kalesi hâline gelen şehir, oysa Romalılardan önce doğa merkezli, çok tanrılı bir inanç sistemine sahipmiş. Yakın Çağ’a doğru ise bir İtalyan, rahibelerden arakladığı bir formülle kolonyayı icat etmiş. İcat Köln’de olunca isim arama zahmetine bile girmemişler; “Köln Suyu”, yani “Eau de Cologne” demişler. Şehrin adı zaten “koloni” anlamına geliyormuş; ona da zahmet etmemişler. Kolonyadaki alkol yakıcıdır; suyla inceltilmesi gerekir. Ve pis kokar; o koku esanslarla hafifletilmelidir.
İlk Çağ’dan günümüze uzanan bu hikâyede, “Neydin, ne oldun be Köln!” Önce topraklarını, sonra inanç sistemini, kültürünü; yani seni sen yapan tüm özelliklerini elinden alanlar, ellerindeki kiri temizlemek için kolonyayı icat etmişler.
Şu an başta memleketin her köşesinde, sonra dünyanın dört bir yanında en başta can, ardından onurlu bir yaşam mücadelesi veren; kimsenin malında gözü olmayan, kendi toprağını ekip biçmek isteyen toplumların savaş tehdidiyle, maden meseleleriyle yerlerinden edilmek istenmeleri, geçim dertleriyle göçe zorlanmaları; kısacası bir türlü rahat ve huzura erememelerine neden olan zorbalıklara kolonyalizm, yani sömürgecilik denmez mi?
Denmez.
Çünkü kolonyalizm, ellerindeki mikroptan arınmak için geliştirilen bir arındırıcıdır. Yakıcıdır; suyla inceltilmesi gerekir ve pis kokar. O koku da esanslarla hafifletilmelidir.
İsterseniz bu metni ayrıca edebî açıdan daha güçlü, köşe yazısı üslubuna daha yakın ve vurucu bir dille de yeniden düzenleyebilirim.