Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son aylarda yazılarımda, etrafımdaki insanlarda ve en çok da kendimde bir değişim fark ediyorum. Hastalığımla uğraşırken, kitabımı yazarken, kilo vermeye çalışırken hayata biraz daha farklı bakmaya başladığımı hissediyorum.
Böyle dönemlerde sanki bazı dostluklar güçleniyor, bazıları ise sessizce uzaklaşıyor. Bu, her zaman bir ilişkide ne mutlaka bir suçlu olduğu ne de bir suçlu aranması anlamına gelmiyor. Bazen hayatın temposu değişiyor, bazen de insanlar farkına varmadan birbirlerinden ve ortak paydalarından uzaklaşıyor.
Bütün bunların içinde bir şeyi daha fark ettim. Hayatta bana en çok dokunan, insanların ezberledikleri cümleler değil; kendi süzgeçlerinden geçirerek kurdukları cümlelerdir. Elbette her düşünürün, her filozofun söyleyecek değerli sözleri vardır. Ama ben, dostlarımın önce kendi seslerini duymayı ve o sesin samimiyetini hissetmeyi isterim. Çünkü insanı asıl tanıtan, başkalarının söyledikleri değil; kendi düşündükleri ve yaşadıklarıdır.
Ve şunu unutmamak gerekir: Dostluk, sadece aynı masada saatlerce oturmak değildir. Zor zamanında içtenlikle “Nasılsın?” diyebilmektir. Bazen tek bir cümle, saatler süren sohbetten daha kıymetlidir.
Hayat aslında görünmez bir elek gibi çalışıyor; durmadan, yorulmadan eleye eleye akıyor. İnsanlar, iç dünyalarıyla, öncelikleriyle ve yaşam biçimleriyle artık aynı frekansta buluşamadıkları kişilerden zamanla uzaklaşıyor. Bu bir cezalandırma değil, hayatın doğal akışıdır. O görünmez elek, kimseyi dışlamak için değil; birlikte yürüyebilecek insanları birbirine yaklaştırmak için çalışıyor.
İnsanlar çoğu zaman başkalarının düşüncelerini tekrar ederek kendilerine bir yön çizmeye çalışıyor. Oysa ben, hayatımı bu topraklarda söylenmiş sözlerin derin anlamını arayarak ve onları bugünün gerçekliğiyle buluşturarak kurmaya çalıştım. Çünkü insanı geliştiren şey, hazır kalıpları ezberlemek değil; onları kendi hayat süzgecinden geçirerek yeniden anlamlandırabilmektir.
Son zamanlarda yaşadığım bazı olaylar bana bir gerçeği daha gösterdi. İnsan bazen durup kendi hayatına dışarıdan bakmayı öğreniyor. O zaman anlıyor ki mesele, kaç kişiyle yürüdüğün değil; kimlerle aynı yolu samimiyetle yürüyebildiğinmiş.
Belki de bu yüzden artık dostluklarıma başka bir gözle bakıyorum.
Hayat bana şunu da öğretti:
En güçlü dostluklar, kusursuz insanların değil; birbirine uyum sağlamayı bilen insanların kurduğu dostluklardır.
Belki de hayattaki en büyük dostluk, hayat arkadaşınızla birlikte geçirilen uzun saatlerin, günlerin ve yılların hayatınızı bir arada tutarak oluşturduğu dostluktur.
Tam da bu düşünceler içindeyken, bir kaç gün önce doktorumla sohbet ederken zihnimde yıllardır yaşadığımız bir gerçeğin cümlesi belirdi.
Doktorumun gülümseyerek söylediği cümle üzerine;
“Siz eşinizle gerçekten güzel bir denge kurmuşsunuz.” dedi.
Ben de hiç düşünmeden,
“Biz hocam, bir tahteravallideyiz.”
cevabını verdim.
Sonra düşündüm…
Aslında sadece evlilik değil, gerçek dostluk da tam olarak böyledir.
Tahteravallide denge, iki kişinin aynı ağırlıkta olmasıyla kurulmaz. Gerektiğinde birinin biraz öne gelmesi, diğerinin ise biraz geriye çekilmesi gerekir ki dengede kalınsın. Bazen bir adım öne gelmek fedakârlıktır, bazen bir adım geri çekilmek anlayıştır. Dostluğu ayakta tutan da işte bu karşılıklı denge dayanışmadır.
Biz bunu ne teoriden ne de kitaplardan öğrendik; gerçek hayatın içinde, yaşayarak öğrendik.
Hayat bana bir şeyi daha öğretti.
İnsanları değiştirmeye çalışmak yerine onları oldukları gibi kabul etmek, çoğu zaman daha doğru bir yoldur. Herkesin bir tarzı, bir yoğurt yiyişi vardır. Önemli olan aynı düşünmek değil; birbirimizin hayatına samimiyetle dokunabilmektir.
Belki de beni en çok düşündüren şey, insanların değişmemesi değil; değişen hayatlarımızın içinde birbirimizle yürümeye devam edip edemeyeceğimizdir.
Hayat, biz istesek de istemesek de akmaya devam ediyor.
Kimileri bir süre bizimle yürüyor, kimileri başka yollara sapıyor. Geriye ise sadece denge kurabildiğimiz, birbirimizi olduğumuz gibi kabul edebildiğimiz ve samimiyetimizi koruyabildiğimiz insanlar kalıyor.
Belki de gerçek dostluk; aynı tarafta durmak değil, aynı tahteravallide dengeyi birlikte koruyabilmek midir?
Sağlıcakla…