Gençliğin Sesi, İktidarın Sınavı

Yayınlama: 03.11.2026
6
A+
A-

Bir ülkenin geleceği olarak gösterilen gençler, kendi gelecekleri hakkında söz söylemeye başladıklarında çoğu zaman aynı hoşgörüyle karşılanmıyor.

Sırbistan’da 1 Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonunda meydana gelen faciada 16 insan hayatını kaybetti. İhmal ve yolsuzluk iddialarının ardından üniversite öğrencileri sokaklara çıktı. Adalet, hesap verebilirlik ve şeffaflık talepleriyle başlayan protestolar kısa sürede ülke geneline yayıldı. Üniversiteler bloke edildi, meydanlar doldu, Başbakan istifa etti. Öğrenciler ise taleplerinin karşılanmadığını düşünerek mücadelelerini sürdürdü. 2026’da öğrenci hareketinin desteklediği listenin seçim başarısı elde etmesi, bu mücadelenin siyasal alandaki karşılığını da gösterdi.

Aynı dönemde Türkiye’de yaşananlar ise farklı bir tabloyu ortaya koydu. 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Saraçhane’de başlayan protestolara çok sayıda üniversite öğrencisi katıldı. Gençler, siyasi gelişmelere yönelik itirazlarını meydanlarda dile getirdi.

Ancak bu itirazların karşılığında gösteri yasakları, gözaltılar ve polis müdahaleleri gündeme geldi.

Biber gazı ve tazyikli suyun kullanıldığı müdahaleler, öğrencilerin demokratik haklarını kullanma mücadelesini daha da tartışmalı hâle getirdi.

 

Elbette Sırbistan’da da öğrencilere yönelik polis müdahaleleri ve baskılar yaşandı. Ancak iki ülkedeki hareketlerin siyasi süreçlere yansıması ve yönetimlerin toplumsal itirazlara verdiği karşılıklar önemli farklılıklar taşıyor. Sırbistan’da öğrencilerin örgütlü mücadelesi zamanla ülkenin siyasi geleceğini belirleyen aktörlerden birine dönüştü. Türkiye’de ise Saraçhane’de yükselen öğrenci sesinin önemli bir bölümü güvenlik ve kamu düzeni tartışmalarının gölgesinde kaldı.

Burada mesele yalnızca iki ülkenin protesto geçmişini karşılaştırmak değil. Mesele, gençlerin demokratik katılımının nasıl karşılandığıdır. Üniversite öğrencilerinin itirazlarını bastırmak, dile getirdikleri sorunları ortadan kaldırmıyor. Aksine gençlerle yönetim arasındaki güven ilişkisini daha da zedeliyor.

Gençlik, yalnızca gelecekte ülkeyi yönetecek bir kuşak değil, bugünün de toplumsal ve siyasal öznesidir. Eleştirmek, itiraz etmek ve sesini duyurmak gençlerin sahip olduğu demokratik hakların bir parçasıdır.

Sırbistan’daki öğrenci hareketi, gençlerin yalnızca değişim talep eden değil, değişimin parçası olabilen bir güç olduğunu gösterdi. Türkiye’de ise bu gerçeğin hâlâ yeterince kabul görmediği bir tabloyla karşı karşıyayız.

Bir ülkenin gençlerinden beklentisi sessizlik olmamalı. Çünkü susturulan her itiraz, çözülmüş bir sorunun değil, ertelenmiş bir hesaplaşmanın habercisidir.

MOBİL REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.