Giresun’da vahşi madenciliğe sanatsal tepki!
Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi önünde toplanan çevre dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar, Alagöz Kültür Sanat Topluluğu’nun “Destanların Dansı” adlı gösterisi öncesinde basın açıklaması yaparak aynı gruba bağlı Alagöz Maden’in faaliyetlerine tepki gösterdiler. Protestocular, “kültür ve sanat” etkinlikleriyle, yıllardır süren madencilik kaynaklı tahribatın görünmez kılınma çabasına itiraz ettiler.
Giresun- Bulancak-Piraziz Çevre ve Doğa Derneği, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği, Giresun Ekoloji Aktivistleri, Birleşik Emekliler Sendikası, Emekliler Dayanışma Sendikası, Kuşdili Kültür ve Turizm Derneği ve Giresun’un farklı ilçelerinden gelen yurttaşların katılım gösterdiği açıklamada, “kültür ve sanat etkinlikleri üzerinden olumlu algı oluşturulmaya çalışıldığı” iddia edilerek, Alagöz Holding’in madencilik faaliyetlerinin Giresun’da su kaynakları, tarım alanları ve halk sağlığı açısından ciddi riskler yarattığı öne sürüldü.
“MAPEG RAPORU UYARIYOR” VURGUSUBasın açıklamasını okuyan Giresun-Bulancak-Piraziz Çevre ve Doğa Derneği kurucularından Hüseyin Uğur Şahin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) Doğankent’in Çatalağaç köyündeki “kurşun, çinko ve bakır” madenine ilişkin raporuna atıf yaparak; galeriden çıkan pasanın dere yatağına döküldüğü, ÇED’de belirtilen pasa alanlarıyla orman izni kapsamındaki alanların uyuşmadığı ve atık barajının aşırı yağışlarda patlama riski taşıdığı yönündeki tespitler hatırlatıldı.
Çevreciler, olası bir taşkında atığın Harşit Çayı üzerinden Karadeniz’e ulaşabileceği uyarısını yineleyerek, Giresun’un yüzde 85’inin “madenciliğe açıldığı” iddiasıyla içme suyu kaynaklarının kirlenmesi, sel ve heyelan riskinin artması ile atık havuzları ve pasa alanlarından yayılabilecek zehirli gaz ve kimyasalların tarım, hayvancılık ve insan sağlığı üzerinde ciddi tehdit oluşturacağını vurguladı.
Grup, söz konusu raporun Ekim 2022 tarihli olduğunu hatırlatarak “üç yılı aşkın süredir risklerin sürdüğünü” savundu. Açıklamada, son olarak Eylül ayında atık havuzunun taştığı ve Harşit Vadisi’nin kirlendiği iddia edildi.
TİREBOLU–GÖRELE HATTINDAKİ “ÇED OLUMLU” KARARINA İTİRAZBasın metninin bir diğer başlığı, 19 Kasım 2025 tarihinde Tirebolu ve Görele ilçeleri sınırlarında verildiği belirtilen “ÇED olumlu” kararı oldu. Açıklamada; ruhsat alanı büyüklüğünün yaklaşık 14 bin hektar olduğu, bu büyüklüğün “FIFA standartlarında 19 bin futbol sahasına” denk geldiği ifade edildi. Aynı metinde, ortalama 10 dönüm fındık bahçesi hesabıyla “14 bin fındık üreticisinin toplam bahçesi büyüklüğünde” bir alanın tehlike altında olduğu savunuldu.
“FINDIK MI MADEN Mİ?” KIYASLAMASIAçıklamada madencilik gelirleriyle tarımsal üretim kıyaslandı. Ordu’nun Fatsa ilçesindeki bir örnek üzerinden, “madenden elde edilen kamu payının sınırlı kaldığı; aynı alanda fındık üretimiyle daha yüksek gelir sağlanabileceği” iddia edildi. Metinde ayrıca Fatsa’da madencilik sonrası akademik çalışmalarda ağır metal kirliliği tespit edildiği, su kaynakları ve arıcılık başta olmak üzere tarımsal üretimin zarar gördüğü öne sürüldü.
“ISLIK DİLİ VE YAYLACILIK KÜLTÜRÜ TEHDİT ALTINDA” İDDİASIProtestocu grup, maden sahası içinde kaldığı ifade edilen bölgelerde; UNESCO’nun “Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras” listesinde yer alan Islık Dili başta olmak üzere kemençe, yaylacılık ve yerel üretim ile toplayıcılık kültürünün yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu savundu.
Basın açıklamasında, Giresun’daki siyasi partilere, meslek odalarına ve sivil toplum örgütlerine “net tutum” çağrısı yapılırken, milletvekillerine de “Giresun’un yağmalanmasına karşı durduklarını ilan etme” çağrısı yöneltildi.