“Eğitimindir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı bir topluluk hâlinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”
Mustafa Kemal Atatürk
İnsan yaradılışı gereği hayatı boyunca sürekli öğrenir ve gelişim gösterir. “Eğitim beşikten mezara kadardır.” sözümüz bunu belirtmektedir.
Bir milletin ve devletin eğitim seviyesi, devletin gelişmişlik düzeyini belirler. Hiçbir ülke yoktur ki eğitim seviyesi gelişmeden çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış olsun.
Eğitimin Türk milleti için önemini bilen, Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği günlerde, 15-21 Temmuz 1921’de Ankara’da I. Maarif Kongresi’ni toplayarak yeni eğitim politikamızı, verilecek eğitimin esaslarını kararlaştırmıştır.
Eğitimin ana unsurları ise öğrenci, öğretmen, okuldur. Eğitimde başarının en üst seviyeye çıkmasında veli ve çevrenin desteği şarttır.
Eğitim sisteminin temel direği öğretmendir. Çocuklarımıza, gençlerimize eğitim veren, onları geleceğe hazırlanmasında başrol oynayan öğretmenlerdir. Öğretmen, bu öneminden dolayı Türk milleti tarafından tarih boyunca ana-baba vekili; öğretmenlik mesleği ise peygamberlik mesleği olarak kabul edilmiştir.
Öğretmenler sınıfa girdiğinde kendi çocuklarını unutan, öğrencilerini kendi çocukları olarak gören fedakâr insanlardır.
Tüm bu gerçekler bize, öğretmenin yetiştirilmesinde, mesleğe başlaması ve mesleği boyunca hizmet içi eğitiminin verilmesinde, moral ve motivasyonunun yüksek tutulmasında, toplum içinde itibarının üst düzeyde tutulmasında devlet ve millet olarak hassasiyet göstermemiz gerektiğini açıkça göstermektedir.
Öğretmenin itibarının zedelenmesinin, toplumun geleceğinin zedelenmesi olduğunu unutmamalıyız.
Bugün öğretmenlerimizin içinde bulunduğu şartlarda bunların gerçekleştiğini söylemek maalesef mümkün değildir.
Bu şartların sağlanması için okullarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliği öncelikle sağlanmalıdır. Öğretmenlerin başta ekonomik durumları olmak üzere, yukarıda da belirttiğimiz gibi yetişmesi ve itibarının toplumda hak ettiği yere gelmesi için sendikalar ve diğer ilgili sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla kapsamlı bir çalışma başlatılmalıdır.
Bu konularda sendikaların Millî Eğitim Bakanlığına verdiği öneriler uygulanmalıdır.
Öğretmen ve yönetici atamada çeşitli baskı ve kayırmacılığa son verilmelidir. Çalışan ve emekli öğretmenlerin ekonomik durumlarının yoksulluk sınırı altında olmasına son verilmelidir.
Örneğin Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Sayın Talip Geylan’ın, sınavı kazanan öğretmenlerin Millî Eğitim Akademisinde öğretim yerleri ve bu eğitim süresince alacakları 23.000 TL maaşla geçinemeyeceklerini belirten açıklaması dikkate alınarak önerileri doğrultusunda yeniden düzenleme yapılmalıdır. Öğretmenler akademi eğitimine başladığında tam maaş almalıdır.
Bu örnekler çoğaltılabilir. Öğretmenlerimizin ve eğitim-öğretimimizin sorunlarının çözümüne vesile olmasını dileğiyle; çalışan ve emekli olan öğretmenlerimizin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlar, şehit öğretmenimiz ve vefat eden öğretmenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.