Maaşlara artış mı, zam mı?

Yayınlama: 11.12.2025
132
A+
A-

Bugünkü yazımıza başlarken, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ndeki köşe yazımda öğretmenlerimizin itibarının toplumda yükseltilmesiyle ilgili şu ifadeleri kullanmıştım:
“Tüm bu gerçekler bize, öğretmenin moral ve motivasyonunun yüksek tutulmasında, toplum içinde itibarının üst düzeyde korunmasında devlet ve millet olarak hassasiyet göstermemiz gerektiğini açıkça göstermektedir. Öğretmenin itibarının zedelenmesinin, toplumun geleceğinin zedelenmesi olduğunu unutmamalıyız. Bugün öğretmenlerimizin içinde bulunduğu şartlarda bunların gerçekleştiğini söylemek maalesef mümkün değildir. Bu şartların sağlanmasında okullarımızın ve öğretmenlerimizin güvenliği öncelikle sağlanmalıdır.”

Ankara’da bir lisede öğretmene yönelik yapılan hakaretler, bu konunun ne kadar öncelikli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

TBMM’de 2026 yılı bütçe görüşmeleri başladı. Bu görüşmelerde çalışan ve emeklilerin ücretleri de yer almaktadır.
2026 yılı Ocak ayında memur ve emekli maaşlarında, enflasyon rakamları doğrultusunda artış yapılacaktır. Enflasyon farkının verilmesi, yazılı ve görsel basında “zam” olarak ifade edilmektedir. Bu yanlış, kamuoyunda da artışların zam olarak algılanmasına yol açmaktadır. Oysa enflasyon farkı zam değildir; geçmiş altı aylık dönemde maaşlardaki erimeyi telafi etmek amacıyla verilen artıştır.

Memur ve memur emeklisinin Ocak 2026’da alacağı zam, toplu sözleşme gereği belirlenen yüzde 11’dir. Buna enflasyon farkı da eklenecektir.
Altı aylık dönemde bu zam, enflasyonun altında kalırsa temmuz ayı artışına enflasyon farkı eklenmektedir.

Sosyal Sigortalar ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına ise altı aylık gerçekleşen enflasyon oranlarına göre artış yapılmaktadır.

Enflasyon farkı alınıyorsa, bu sıfır zam demektir.
Eğer enflasyon farkının üzerine örneğin yüzde 3 eklenirse, bu oran maaşlara yapılan gerçek zam olur. Maaşlar önceki döneme göre yüzde 3 oranında artmış olur.

Gerçek durum bu iken, artışların zam olarak kamuoyuna yansıtılması; ocak ayından itibaren piyasalarda maaşlarda yapılan artış oranında zam yapılmasına neden olmakta, bu da çalışan ve emeklilerin gelirlerini eritirken diğer yandan enflasyonu artırarak bir sarmal yaratmaktadır.

Kaldı ki enflasyon farkının aylık değil altı aylık dönemin sonunda verilmesi, maaşların gerçekte erimesine neden olmaktadır. Enflasyon farkı maaşlara aylık verilse bu kayıp ortadan kalkacaktır.
Yine maaş artışlarının ve zamlarının altışar aylık dönemler hâlinde yapılması da maaşlarda erimeye yol açmaktadır.

Örneğin bir çalışan veya emeklinin maaşı 30.000 TL olsun.
Yıl içinde yüzde 15+15 olmak üzere toplam yüzde 30 artış yapılacağını kabul edelim. Eğer bu artış ocak ayında tek seferde yapılsaydı maaş 39.000 TL olacaktı. Bu durumda aylık 9.000 TL, yıllık ise 108.000 TL artış sağlanmış olacaktı.

Altışar aylık iki dönemde ise:
İlk altı ay maaş 34.500 TL’dir. Aylık 4.500 TL, altı aylık toplam 27.000 TL artış olur.
İkinci altı ay maaş 39.675 TL olur. Ocak ayına göre aylık 9.675 TL fark, altı aylık 58.050 TL artış anlamına gelir.
Toplam yıllık artış 85.050 TL’dir.

Temmuz ayında maaş 39.675 TL olsa da yıllık gelir, tek seferde yapılan artışa göre 22.950 TL daha azdır. Bu da aylık 1.912 lira 50 kuruş kayıp demektir.
Gerçekte yıllık bazda alınan artış yüzde 30 görünse de ilk altı aylık kayıp nedeniyle gerçek artış yüzde 23,63’tür.
Bu durum maaşların alım gücünün azalması anlamına gelmektedir.

Maaşlı kesim olan çalışanlar ve emekliler, aldıkları parayı ihtiyaçları doğrultusunda harcar. Maaşlarının artması harcamaların artmasını, dolayısıyla üretim ve istihdamın da artmasını sağlayarak ekonomiyi canlandırır. Üretimin artması da devletin aldığı vergiyi yükseltir.

O hâlde TBMM’deki bütçe görüşmelerinde aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:

1- Yukarıdaki hesaplamalar doğrultusunda maaşlara hem artış hem de zam yapılmalıdır.
2- Asgari ücret, emekli ve çalışanlara enflasyon farkına ek olarak en az yıllık yüzde 4 refah payı artışı verilmelidir.
3- Enflasyon farkının, geçmiş altı aylık dönemde maaşlardaki erimeyi önlemek için verilen artış olduğu vurgulanmalı; gerçek zam oranları açıkça belirtilmelidir.
4- Yazılı ve görsel basın, enflasyon farkını zam olarak göstermemeli; bu artışın maaş erimelerini telafi etmek amacıyla verilen bir fark olduğunu ifade ederek kamuoyundaki yanlış algının düzeltilmesine katkı sağlamalıdır. Böylece piyasa dengeleri gerçek değerler üzerinden oluşur ve enflasyonla mücadeleye destek sağlanır.
5- İlgili bakanlıklar bu doğrultuda denetimlerini sıklaştırarak piyasada gerçek ekonomik şartların oluşmasını sağlamalıdır. Böylece enflasyondaki hızlı düşüş de gerçekleşecektir.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.