Kasım’da aşk başkadır…

Yayınlama: 30.10.2026
0
A+
A-

Biraz hüzün, biraz özlem, biraz da yarım kalmışlık…

Bazen insan kalemi eline alamıyor işte… Yazamıyor. Kelimeler boğazında düğümleniyor, düşünceler birbirine karışıyor. Bazen koca bir dünya yetmiyor insana, bazen de küçücük bir zerrede boğulup kalıyorsunuz.

Kasım ayında pencereden dışarı bakarken ağaçların yapraklarını birer birer toprağa bırakışını seyrediyorsunuz. Sabahları yağmurun sesiyle uyanıyor, rüzgârın savurduğu yapraklarda geçmişten bir iz, hatıralarda bir özlem arıyorsunuz.

Aslında Kasım biraz hüzündür, biraz yaprak dökümüdür. Biraz ayrılık, biraz özlem, biraz da kabullenemediğimiz vedalardır. Bir Ulu Önder’in ebediyete uğurlandığı, bir milletin yüreğine tarifsiz bir özlemin yerleştiği aydır.

Ama Kasım’da aşk başkadır…

Çünkü Kasım bize yalnızca bir aşkı değil, ölümsüzleşen bir sevgiyi de hatırlatır.

“Yine aylardan Kasım,

Sanki sende kaldı bir yarım,

Her nefesim, her anım,

Sanadır canım…”

Bu şarkının sözlerini duymayan, melodisine eşlik etmeyen çok az insan vardır. Belki de bu yüzden Kasım, takvimde sıradan bir ay olmaktan çıkar; herkesin içinde başka bir hikâyeye dönüşür.

Eylül için de hüzün ayı derler. Ancak Kasım, sonbaharın son perdesidir. Doğanın bütün renklerini yavaş yavaş geride bıraktığı, ağaçların sessizce soyunduğu, havaların soğuduğu ve kışın kapıya dayandığı zamandır.

Kışlıklar çoktan dolaplardan çıkarılmış, kalın giysiler hazırlanmıştır. Sabahları daha serin, akşamları daha uzun ve geceleri daha sessizdir. Birazdan kombiler de yanmaya başlayacak. Anlayacağınız, kış kendisini iyiden iyiye hissettirecek.

Peki, neden Kasım’da aşk başkadır?

Belki sonbaharın uğurlandığı son ay olduğu için… Belki doğanın bütün renklerini geride bırakırken insana da geçmişini hatırlattığı için… Belki de sararan yaprakların arasında insan kendi hayatından dökülenleri gördüğü için…

Kasım, insana her şeye başka bir pencereden bakmayı öğretir. Yaşanmışlıkları, yarım kalan hikâyeleri, söylenemeyen sözleri ve unutulmaya çalışılan hatıraları yeniden gün yüzüne çıkarır.

Elbette Kasım’ın hüznünü artıran en önemli günlerden biri de 10 Kasım’dır.

Bir milletin kaderini değiştiren, bizlere bağımsızlığı ve Cumhuriyet’i armağan eden Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının yıl dönümü…

Her 10 Kasım’da saat dokuzu beş geçe yalnızca sirenler çalmaz; milyonlarca insanın yüreğinde aynı özlem yeniden yankılanır.

Aradan yıllar geçse de Atatürk’e duyulan sevgi, saygı ve özlem hiç eksilmez. Onu fikirleriyle, eserleriyle ve bizlere bıraktığı Cumhuriyet’le yaşatmaya devam ediyoruz.

Ruhun şad olsun Atam. Seni saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.

Kasım, hüznün yanında bir de Öğretmenler Günü’nü barındırır. 24 Kasım’da geleceğimizi şekillendiren, çocuklarımıza yol gösteren, bilgiyi ve aydınlığı nesilden nesile taşıyan öğretmenlerimizi hatırlarız. Bir yanda ayrılığın hüznü, diğer yanda emeğin ve fedakârlığın güzelliği…

İşte Kasım’ın insanın kafasını karıştırması da biraz bundandır.

Kimine aşk getirir, kimine umut… Kimine eski bir hatırayı, kimine yarım kalmış bir hikâyeyi hatırlatır. Kimi için yeni başlangıçların, kimi için geçmişe dönüp bakmanın ayıdır.

Belki de Kasım’ın güzelliği tam olarak buradadır. Herkes kendi hikâyesini bulur bu ayda.

Ve unutmayın; zaman geçiyor, yapraklar dökülüyor, mevsimler değişiyor. Geriye ise sevdiklerimizle paylaştığımız güzel anılar kalıyor.

Dilerim Kasım ayı, hüznüyle yormasın yüreğinizi. Sevgiyle, umutla ve sağlıkla geçsin.

Kasım’da aşk başka, hayat başka… Ama sevdikleriniz yanınızdaysa her mevsim güzeldir.

Sevgiyle kalın…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.