29 Ekim’in Gölgesinde: Sandıktan Çıkan İradeyi Nerede Kaybettik?

Yayınlama: 30.10.2026
2
A+
A-

Tarih sayfalarını karıştırırken 29 Ekim 1923 akşamına gitmek, Çankaya Köşkü’nün mütevazı odasında yankılanan “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” cümlesiyle göğsümüzü kabartmak ve 101 el top atışıyla gecenin sessizliğini bozan o coşkulu sevinci büstlerin başında anmak hepimizin yaptığı ilk iş. Ancak Cumhuriyet; tek bir gecede, ansızın doğmuş bir mucize değil; cephelerde verilen askeri, meclis kürsülerinde yürütülen siyasi ve masada kazanılan diplomatik çetin bir mücadelenin sabırla örülmüş en somut eseridir. Peki, bugün durup düşündüğümüzde; o büyük mücadelenin cephedeki azmine, Meclis’teki bağımsızlık iradesine ya da masadaki dik duruşuna gerçekten ne kadar sahip çıkabiliyoruz?

29 Ekim 1923 Pazartesi günü saatler 20.30’u gösterdiğinde TBMM çatısı altında kabul edilen “Türkiye Devletinin hükümet şekli, Cumhuriyettir” kararı, sadece bir rejim değişikliği değildi. Cumhuriyet; vatandaşların seçim yoluyla kendi yöneticilerini belirleyebildiği, kanun önünde herkesin mutlak eşitliğe sahip olduğu ve toplumsal hayatın çağdaşlaşma idealiyle akıl ve bilim temelinde yeniden inşa edildiği bir düzendi. Bu yapının ana kolonlarını oluşturan halk iradesi ve hukukun üstünlüğü, bireyleri sarayın ya da zümrelerin kulu olmaktan çıkarıp eşit yurttaşlar haline getirmekti. Cumhuriyet; adalette eşitlikti, hukukta güvenceydi, liyakatti..

Atatürk, Cumhuriyet’i tanımlarken o meşhur cümleyi boşuna kurmamıştı: “Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister.”

Şimdi durup 2020’lerin Türkiyesinden bakalım. Bugün geldiğimiz noktada, devlet mekanizması, bu ilkelere yeteri kadar sahip çıkıyor mu? Eğitimde fırsat eşitliği uçurumlar kadar derinleşmişken, bir gencin geleceği yeteneğine değil de sahip olduğu “arkaya” ya da “referansa” bağlanmışken 29 Ekim ruhundan bahsedebilir miyiz? Adaletin terazisi şaşmış, liyakat yerini biata bırakmış ve cumhuriyetin en temel sütunları sarsılmışken, sadece bayrak asıp marş söylemek 29 Ekim’in hakkını vermek midir?

Cumhuriyet, yılda bir gün gardıroptan çıkarılıp giyilen ve akşamına rafa kaldırılan bir tören elbisesi değildir. Cumhuriyet; denetlenebilir iktidar, bağımsız yargı, özgür basın ve her bir yurttaşının liyakatle hak ettiği yere gelebildiği bir yaşam biçimidir.

29 Ekim 1923’te 158 milletvekilinin oy birliğiyle atılan o imza, bize sadece gurur duyulacak bir geçmiş değil, aynı zamanda hesabını vermemiz gereken büyük bir sorumluluk bıraktı. Cumhuriyet’i tabela logosundan ibaret görmekten vazgeçip, onun taşıdığı “halk iradesi” ve “fırsat eşitliği” ilkelerini yeniden ayağa kaldırmadığımız sürece, kutladığımız şey Cumhuriyet’in kendisi değil, yalnızca anısı olacaktır.

O gün 101 pare top atışıyla ilan edilen bağımsız ve eşit yurttaşlık iradesine yeniden sahip çıkmak dileğiyle…

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.