Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir alamete bindik, gidiyoruz kıyamete…
EPDK’da bir masa düşünün…
Etrafında toplanmış insanlar, önlerinde çay ve kahve fincanları. Geçen yıl 4.000 kWh olarak belirledikleri yıllık elektrik tüketim sınırını bu yıl 3.000 kWh’ye indirmeye karar veriyorlar.
Acaba o masanın etrafında oturanlardan biri bile, aldığı kararın kimlerin hayatına nasıl dokunacağını düşündü mü?
Ben geçen yıl bu uygulamanın ne anlama geldiğini bilmiyordum. Her ay 2.000-2.500 TL civarında elektrik faturası öderken son iki ayda 3.550 ve 3.880 TL faturayla karşılaştım.
Şimdi bir de yıllık sınırın 4.000 kWh’den 3.000 kWh’ye düşürüldüğünü öğreniyorum.
Ben ileri evre KOAH hastasıyım. Nefes alabilmek için oksijen konsantratörüne bağımlıyım. Elektrik benim için televizyon seyretmek, klima çalıştırmak veya evimde konfor sağlamak anlamına gelmiyor. Elektrik benim nefesim! O masa etrafındakilerin alma dedikleri…
Şimdi ben, nefes alabilmek için elektrik tüketen bir insan olarak lüks tüketici sınıfına mı giriyorum? Bunun anlamını bile anlayamayacak kapasitedekilerden medet ummak sanırım saçma olacak.
Bu kararın alınmasında emeği geçen, o masanın etrafında oturan ve bu kararın sonuçlarını düşünmeden imza atan herkes hakkında hukuki yollara başvurmayı düşünüyorum.
Benim yapacağım bir şey var: SGK tarafından oksijen konsantratörü karşılanan, yine SGK hastanelerinden engelli raporu almış bütün vatandaşların adına tek tek mücadele etmek.
Ama onlardan bir ricam var.
Elektrikle nefes almak zorunda kalan herkesi bilgilendirmek adına, haklarını aramak üzere Danıştay’da dava açabilir mişiz. Bu konuda hukuki dayanışmanın da büyümesi zamanının gerektiğine inanıyorum.
Ben nefes alabilmek için o devasa 25 bin TL.lik emekli maaşımın yüzde 15’ini elektrik faturasına zaten ödüyorum. Ama bunun benim için bedeli belli ama başkalarıda bu bedeli; “belki mevkileri ile belki de siyasi bir bedel olarak ödeyecektir” diye düşünüyorum.
Bir de CİMER maceram var!
Yüksek faruram gelince bir şikâyet dilekçesi yazdım. Dilekçem tam on ayrı yere dolaşmış. En sonunda Ankara Valiliğine kadar gitmiş, oradan tekrar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına dönmüş.
Üstelik dilekçemde özellikle belirttim: Ben elektrik faturamın ödenmesini istemiyorum. Ben bu uygulamanın kendisini sorguluyorum.
Peki, bana ne cevap verdiler dersiniz?
Adeta, “Otur oturduğun yerde…” cevabını aldım.
Enerjisa’ya da CİMER üzerinden sıradan bir vatandaş olarak bilgi edinme başvurusunda bulundum. Sonuç ne oldu?
Hiçbir konuda bilgi sahibi olmayan bir yerden gelen, beni yine kendi bünyelerindeki 186 çağrı merkezine yönlendiren bir cevap!
Defalarca 186′ dan arandım. Fakat orada da aradığım bilgiyi verebilecek bir muhatap bulamadım. Her aramalarında not alan, yazan yazana bu günlere geldik. Onlar düşündüler ki nasılsa nefes alamıyor vaz geçer, bıkar, belkide yorulur yakamızdan düşer…
Sorum çok zormuş anlamamışım.
Sadece şunu sordum:
Bir vatandaşa, 4bin kWh i aştığını hangi yollarla sms, e-mail… vs bildiriyor sunuz?
Sonunda anladım ki EPDK bu kararları alırken vatandaşın nasıl bilgilendirileceği, insanların bu değişiklikten nasıl haberdar edileceği konusunda da yeterince düşünmemiş. Neden mi? Onların amacı sadece ne kadar daha fazla para alınacağı ile ilgili…
İşte size yüzyılın EPDK’sı!
Sineğin kanadından yağ çıkarmaya çalışırken işi 4000 kWh’den 3.000 kWh sınırına kadar düşürmüşler.
Masa başındaki çaylarınız, kahveleriniz afiyet olur mu dersiniz?
Belki bir gün o sıcacık koltuklarınızda otururken, aldığınız kararların hayatını nasıl etkilediğini düşünmediğiniz insanlarınki gibi yaşamlar, sizinde karşınıza çıkabilir…
Belki de bir gün, engellilerin, emeklilerin, nefes almak için elektrik tüketmek zorunda kalan insanların haklarını düşünen birileri gelir o düzenlemeyi yapan koltuklara.
Umarım, bu kararların yargı önünde sorgulanması da mümkün olur. En büyük dileğim, bu kararların altında imzası bulunanların hukuk önünde hesap vermesidir.
Sayın Cumhurbaşkanım;
Köşe yazılarımda çok yazdım. İçimizdeki Truva atlarını temizleyelim dedim.
Bu kararların sizin bilginiz ve talimatınız doğrultusunda alındığını düşünmek istemiyorum. Hatta bu kadar insanın önünden geçip de böyle bir kararın sonuçlarını size anlatmamış olmalarını da ayrıca sorguluyorum.
Adınıza yazsak da olur, yazmasak da; nasılsa size ulaşmadığı aşikar…
Çünkü mesele artık bir elektrik faturası meselesi olmaktan çıkmıştır.
Ben mi?
Kendi elime kestiğim biletle;
Bindim bir alamete, gidiyorum kıyamete!
Ama daha bitmedi.
Ben yinede; o kaybolan yolu bulmaya çalışacağım…
Saygılarımla.
Yazıklar olsun!