Sokakta Büyüyen Dalga

Yayınlama: 01.11.2026
0
A+
A-

Avrupa kentlerinin sokakları bu sonbaharda sadece sararan yaprakları değil, giderek büyüyen, sınır aşan bir sınıf öfkesini ağırlıyor. Başlangıçta lise ve üniversite öğrencilerinin nitelikli eğitim ve barınma hakkı talebiyle ateşlediği kıvılcım; bugün Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Almanya gibi ülkelere yayılarak kemer sıkma politikalarına karşı küresel bir başkaldırıya dönüştü. İşin en çarpıcı yanı ise sokağın sadece gençlere bırakılmaması; işçi sınıfının ve sendikaların bu haklı itirazın yanında tereddütsüz saf tutması oldu.

Sürecin merkez üssü olan Fransa’ya baktığımızda; öğretmen eksikliği, sınıfların kalabalık oluşu ve bakımsız binalar gibi çok somut, gündelik sorunlar üzerinden ayağa kalkan bir gençlik görüyoruz. Ancak bu gençlik yalnız kalmadı. Ülkenin en büyük işçi konfederasyonu olan CGT başta olmak üzere beş büyük emek örgütü, bu mücadeleye omuz verdi. Gündem sadece eğitim değil; hayat pahalılığı ve ekonomik kesintiler. Bu birleşik gücün ilan ettiği genel grevler, basit bir eylemden öte, yaklaşan seçimler öncesinde sağ popülist ve aşırı sağcı tehlikelere karşı kurulan en somut toplumsal barikat anlamını da taşıyor. Benzer bir refleks İspanya’da barınma krizi üzerinden yükseliyor. Ev kiralarının fahiş seviyelere çıkması, gençlerin ve emekçilerin kent merkezlerinden sürülmesi üzerine patlayan öfke, işçi sendikalarının genel grev kararlarıyla birleşti. İtalya’da ise halkın sırtına yüklenen faturaya karşı işçiler ve öğrenciler bir kez daha omuz omuza sokaklara çıkıyor. Ortadaki tablo çok net: Avrupa’da gençliğin dinamizmi ile işçi sınıfının üretimden gelen örgütlü gücü aynı talepler etrafında birleşiyor.

Peki Türkiye’de Durum Ne?

Avrupa’da emek ve gençlik hareketleri yan yana gelirken, ekonomik zorlukların ve hayat pahalılığının derinden hissedildiği Türkiye’de ise tablo daha farklı bir seyir izliyor. Bir tarafta milyonlarca çalışanı temsil eden büyük konfederasyonlar yer alıyor. Bu yapılar, ellerindeki geniş imkânlara ve temsil gücüne rağmen geçim sıkıntısı çeken geniş kesimlerin taleplerini yüksek sesle dile getirme noktasında oldukça temkinli ve edilgen bir tutum sergiliyor.Bu sessizlik içinde sesini duyurmaya çalışanlar ise sahadaki bağımsız ve yerel emek odakları oluyor. Madenlerden depolara, özel sektör çalışanlarından tekstil alanına kadar farklı sektörlerde yürütülen hak arayışları son derece kıymetli. Ancak bu yerel çabalar, henüz tüm çalışanları kapsayan ve genel ekonomik tabloyu değiştirecek kitlesel bir boyuta ulaşabilmiş değil.

Yine de umutsuz olmamak gerek. Tüm bu zorlu koşullara rağmen artan hayat pahalılığına, ağır vergi yüküne ve yüksek enflasyona karşı ortak ses çıkarma gayreti önem taşıyor. Zamlar karşısında alım gücü eriyen kesimlerin taleplerini sahalarda dile getirmek, bugün toplumun en temel ihtiyacı olarak öne çıkıyor.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.